Takip et: @internethabert
Ana Sayfa Magazin 15 Ocak 2017 1450 Görüntüleme

Ata Demirer, dram peşinde

Cuma günü vizyona girecek yeni filmi ‘Olanlar Oldu’ ile milyonları güldürmeye hazırlanan Ata Demirer, dram oynamak istediğini açıkladı. Ünlü komedyen, “Kapı zilim de belli, telefon numaram da” diyerek N.B. Ceylan, Yavuz Turgul ve Yılmaz Erdoğan’a çağrıda bulundu
Ata Demirer, dram peşinde

‘OLANLAR Oldu’… Ata Demirer, senaryosunu yazıp rol aldığı 6’ncı filmine Hakan Algül’ün yönettiği ‘Olanlar Oldu’ ile imza attı. Tuvana Türkay, Ülkü Duru ve Salih Kalyon’la başrolü paylaşan Demirer, ‘Zafer’ ile erkeği, ‘Döndü’ ile de kadını canlandırarak kariyerinde bir ilki gerçekleştirdi. Demirer’in tutkunu olduğu deniz ve denizle iç içe yaşayanlar ‘Olanlar Oldu’nun zeminini oluştururken, film izleyiciye elbette daha önce olduğu gibi yine komedi ve romantizm vaat ediyor.

Ata Demirer, komedyenlerdeki dram filmlerinde rol alma arzusunun neden yoğun olduğunu, “Kapı zilim de belli, telefon numaram da belli” diyerek hangi usta yönetmenlere çağrıda bulunduğunu, dünyadaki terör ortamında komedinin yerinin ne olması gerektiğini, bu tür olaylardan sonra sanatsal faaliyetlerin iptal edilip edilmemesi hakkında ne düşündüğünü, şöhretin ve başarının kendisi için nasıl bir tehlike oluşturduğunu Arnavutköy’de balık tutarken anlattı.

‘Olanlar Oldu’yu neden yaptınız?

Deniz hikâyelerini çok seviyorum. Denizle ilgili yazılmış neredeyse her şeyi okudum. Cevat Şakir’ler, Sait Faik’ler… Onları okumak bana sonsuz zevk vermiştir. Ben de deniz üzerinden bir masal anlatmak istedim. Kendi dünyamdan bir şeyleri paylaşma arzusu. ‘Eyyvah Eyvah’ serisinde olduğu gibi… İnsanın bir aidiyet duygusu var. Ben kendimi Egeli hissediyorum ve hikâyeleri oralardan anlatıyorum. Çünkü denizde ve deniz insanlarının yanında daha çok mutlu oluyorum.

Üretim sorunu yaşıyor musunuz?

Herkesin tatmin olma ve kendini ifade etme biçimi vardır. Yazma süreci benim için bir boşalma ve ruhsal rahatlama süreci. Doğal olarak negatif anlamda ne kadar dolarsam, yazarken pozitif başarı elde etme şansım o kadar yüksek oluyor. Her şey güllük gülistanlıkken yazmaktansa, kişisel olarak bazı arzularla veya negatif yüklüyken yazmak daha avantajlı. Yani “Derdimi ummana döktüm masumane inledim” durumu. Ben kendimi mutlu etmek, kendimi o gerçeklik duygusundan koparıp bir hayal dünyasında yaşamak için yazıyorum. Çocukken yaptığımız gibi… Jules Verne okurduk, top oynardık. O çocukluğu kaybetmemek gerekiyor. Senaryo da aynı o duyguyla yazılabilir. Sonuç olarak “Bu filmi neden yaptın?” sorusu çok önemli. Ben o sorunun peşindeyim.

Sizin senaryo yazmanız için canınızın sıkılması ya da kişisel olarak bazı arzularla yüklenmeniz mi gerek? 

Bir amacım varsa, kendimi tedavi etmek veya bir meseleyi halletmek üzerine kurulu eser insanlara mutlaka daha çok dokunacaktır. Çünkü ben de insanım ve diğer herkesle ortak arzulara sahibim, ortak kaygılar taşıyorum. Doğal olarak yaptığım şey gerçek bir arzuya dayanırsa insanları etkilemesi daha kuvvetli olur. Bu, “Her şey güllük gülistanlıkken yazılmaz” demek değildir. İnsan kendini bir arzunun peşindeyken daha farklı hissediyor. Elbette her şey güllük gülistanlık olsun da ben de o neşeyle yazayım. O da ayrı bir mesele.

‘KAPI ZİLİM DE BELLİ, TELEFONUM DA’

Sadece kendi senaryolarınızın kahramanı olurken başka senaryoların kahramanı olmayı ıskalamıyor musunuz?

Başkalarından komedi filmi senaryoları geliyor. Ben zaten komedi üretiyorum. Kimsenin senaryosunu küçümsemiyorum ama kendi mizahımla yaşamaktan hoşlanıyorum. Önemsediğim kalemlerden de henüz komedi üzerine bir senaryo gelmedi. Ama dram da oynamak isterim. Komedyen olarak değil de başka türlü değerlendirmek isteyenler için kapı zilim de belli, telefon numaram da. Benim aradığım usta bir yönetmenle çalışmak ve varsa başka bir oyuncu tarafımın değerlendirilmesi. Örneğin Yılmaz Erdoğan bana “Bir rol var ama komik değil. Şöyle bir şey oynuyorsun derse”, “Olur” derim. Çünkü saygı duyduğum ve beğendiğim bir kalemi var. Keza Yavuz Turgul ve Nuri Bilge Ceylan da öyle.

Neden bütün komedyenlerde dram oynama özlemi yoğun? Sizlerde komedinin hafif görüldüğü yönünde bir hissiyat mı oluşturuluyor?

Komedinin hafif olduğunu söyleyen fena çarpılır. Bütün oyuncular komedinin müthiş bir matematik ve zamanlama hadisesi olduğunu bilir. Bu nedenle soytarılık yapmadan güldürebilen bütün komedyenlere saygım sonsuzdur. Bütün sanatsal tarafım, bütün sahne temaşa gösterilerim kendimi mutlu etmek içindir. Çünkü kendimi mutlu kılmak için yaptıklarımın başkalarını da mutlu kıldığını gördüm. Bir dram yapımında yer almak istememin nedeni kendimin o tarafını da tatmin etmek istememdir. Belki benim kendi kişisel tatminim o yönetmeni, o senaristi, sonuç olarak da izleyiciyi mutlu etmemi sağlayacaktır. Şener Şen’in ‘Eşkıya’da yaptığı gibi bana da bir fırsat gelsin isterim. Tabii ki Şener Şen gibi bir ustayla kendimi bir kefeye koymuyorum ama ben de şansımı kullanmak isterim.

Komedyenlerin ortak özelliği çok başarılı oldukları seri filmlere ara verip başka filmlere yönelmeleri. Neden? 

Benim için bunun nedeni ölümlü olma durumudur. Çok az bir zaman ve anlatmak istediğim çok hikâye var. Doğal olarak onlara yer açmak istiyorum. Hayat kısa, kendi arzularımın ve duygularımın tatmini yönünde iş üretiyorum. Bir filmin devamını arzulamıyorsam bunu yapmak tamamen sipariş bir duruma geçer. Arzu, benim temel dinamiğimdir.

Diğer filmlerin gişesi seri filmlerin gişesine yetişemiyor. Neden?

Bunun nedeni seri filmin veya seri filme sebep olan filmin insanlarda çok fazla etki ve hatıra bırakmış olmasıdır. Aslında bu durumda diğer filmlere biraz haksızlık oluyor. Ama bu durumu birçok sinemacı yaşadı. Mesela ‘Baba’ serisinden sonra Francis Ford Coppola da aynı durumla karşılaştı. Buna yapacak bir şey yok. Seri filmlerin dışında filmler çekmekten vazgeçmemek gerek. Aksi takdirde tek iş yapılır. O da insana tekdüzelikten ve paradan başka bir şey getirmez.

Şöhret ve para ikilisi komedyenlerin üretimini sekteye uğratır mı? Sizde böyle bir sorun oldu mu? 

Belki de olmuştur, bilmiyorum.

‘BAŞARI VE PARA İNSANI DEĞİŞTİRİR’

O sorunla nasıl başa çıktınız veya çıkıyorsunuz?

Kolay başa çıkılacak hadiseler değil. O yüzden de atalarımız “Bu adamı para bozdu” demişler. Üstelik başarının ve paranın şöyle bir numarası var. Kişiye bozulduğunu hissettirmiyor. Kişiyi öyle güzel değiştiriyor ki, kişi kendisindeki değişimi fark etmiyor. Kişinin eşinin, dostunun, arkadaşlarının sağlam insanlar olması gerek. Onlar kişiyi acımasızca eleştirmeli. Görmüşlük, görmemişlik de önemli. Kişinin hangi ailede, çevrede büyüdüğü önemli. Sonuçta kişi başarı ve parayla büyük değişimler yaşıyor. Taş değil ya kardeşim. Başarı ve para insanı değiştirir, en azından bir süre davranışlarını bozar. Başarının ve paranın beni değiştirme tehlikesi oluşturmadığı kadar sağlam bir yapım olduğunu söylemiyorum. Çevremiz gerekli olduğunda balans ayarı yapmalı.

O halde başarı ve para bir olup sizin üzerinize de yürüdü… 

2005-2006 yıllarında çok çalışıyordum. O zamanlar çok pervasız ruh haline kapılmıştım. 3 gün dizi çekip 4 gün gösteri yapmaktan yani çok çalışmaktan bıkmıştım. O günlerde kardeşimin büyük kıyaklarını gördüm. Kardeşim, abim gibi hareket edip ‘Abi saçmalamaya başladın, istersen ara verelim. Çünkü yoruldun, bak böyle laflar edilmez, böyle davranılmaz’ diyerek bana balans ayarı yaptı. Tehlike beni sarmış, farkında değilim. Önemli olan şu: Serüvene kimlerle başlandıysa o insanlarla birlikte devam edilmeli. Hangi pozisyona gelinirse gelinsin yola çıkılan insanlarla devam edilirse başarı ve paranın kişiyi bozması mümkün olmayacaktır. Yola çıkılan insanlar küçümsenir, sıkıcı bulunup unutulursa kibir belası vücuda öyle bir girer ki…

‘Neşe üreticileri susmamalı’

Dünyanın içinde bulunduğu terör ortamında komedinin hayatımızdaki yeri ne olmalıdır?

Komediye, sanata daha çok sarılmamız gereken bir dönemden geçiyoruz. Her hafta görüyorum, kulise gelip “Allah razı olsun, böyle günlerde yüzümüzü güldürdünüz” diyorlar. Sonuç olarak sanat icra etmek bir amme hizmetidir. Böyle günlerdeyse daha çok amme hizmetidir. Komedyenler, müzisyenler, ressamlar, şairler; deniz tabiriyle fırtınada savrulan teknenin sarılabileceği tonozlardır. Böyle zamanlarda neşemizi kaybetmemek elbette kolay değil. Evdeki sobanın içine girip saklanamayacağımıza göre neşeyi korumak gerekir. Ve neşe üreticileri olarak bizim susmaya hakkımız yok.

Öyle diyorsunuz ama birçok kez gösterilerinizi iptal ettiniz… 

Evet. Fakat şöyle bir gerçek var: Bu iptallerin kimseye bir faydası olmuyor ama yaşanan acılara saygı duymak diye de bir şey var. Diyelim ki sabah bir olay oldu, akşam gösterimi iptal etmemek olmaz. Gerçekleşen olayın 5 gün ya da 1 hafta sonrasındaki gösteriyi iptal etmenin kimseye faydası dokunmayacağından söz ediyorum. İnsanları umutsuzluğa yöneltecektir. Yaşanan bir olaydan 1 hafta sonra sahneye çıktım, hem insanlara umudumuzu korumamız gerektiği mesajını verdim hem de o gösteriden elde edilen geliri şehit ailelerine bağışladım.

Hem Zafer hem Döndü

‘Olanlar Oldu’da hem erkek hem de kadın karakterleri canlandırdınız. Keyifli mi yoksa zor muydu?

Teknik olarak erkekken kadın kılığına girmek değil de bir kadın olarak başlayıp erkek olarak devam etmek Türk sinemasında herkese nasip olan bir durum değil. Bu durum da benim için çok heyecan verici, riskli ve kıymetli bir şey.

Filmde, Döndü’nün oğlu Zafer’i evlendirmek için bulunduğu girişimler sırasında çıkılan bir mavi turda olanlar olur. 

Riski nedir? 

Erkeksin ve filme bir kadın olarak başlıyorsun.

Rol model kadın kimdi? 

Bizim Kuzey Ege’deki, Bozcaada’daki teyzeler. ‘Döndü’ karakteri oralarda yaşayan teyzelerin toplamı gibi.

‘Mutlak mutluluk alkıştır’

Mutlak mutluluk sizin için nedir?

Alkış ve doğayla baş başa kalmak.

Mutlak başarı nedir?

Hayranlarını hayal kırıklığına uğratmamak.

Sizin için ne zaman ‘Olanlar Oldu’ olacak?

Baksana olan oldu zaten. Kiloları tekrar aldım.

Özel hayatınızda ne zaman olanlar olacak?

Sinema konuşalım lütfen.

‘Senaryoyu anneme danışmadım’

‘Olanlar Oldu’ özel hayatınızla ne kadar ilişkili?

Denizdeki yaşantımla bayağı ilişkili.

Ya annesi tarafından evlendirilmek istenen kişi bakımından? 

Annemin öyle arzuları yok ama her annenin geçtiği gibi benimkinin de kalbinden geçer öyle şeyler. Benim annem de ‘Bizim çocuk 40’lık oldu, ne olacak?’ diye düşünüyordur herhalde ama senaryoyu ona danışarak yazmadım.

Rakamlarla Ata Demirer Filmleri *

Film Sayısı:………………………………..6

Toplam İzleyici:……….12.799.108 kişi

Toplam Hasılat:………..122.019.198 TL

*Senaryosunu yazıp rol aldığı filmler.

Mehmet ÇALIŞKAN / HT MAGAZİN

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Tema Tasarım | Osgaka.com